
.
bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz, anlamını ancak bir tek kıyısıyla kurduğumuz denizin öyküleri yoktur bir kara adamı için. yolculuklara, ister gerçek ister düşsel olsunlar, yakıştırdığımız son, öbür kıyıda bitse bile, deniz gene tek kıyılıdır, üzerinde yaşayıp çalışan biri olmadıkça. istediğim, denizi yazmak. zümrütlerin, gökyakutların sabrını; ağaçların tarihsizliğini... her şeyin bir aradalığına yenik düşeceğimi bile bile...

: kendini görememe, aynaya bakamama, yansıyamama, dokunamama, ulaşamama, bütünleyene sahip olamama, bütünleyenlerden kopma, kimliksizleşme, yarımlaşma, boşalma hali
ve oğulları birlikte yemek yiyiyorlar... başka bir hayatın içine girmeleri mümkün olmayan delikanlılar, kızlar... önlük yakaları hiç bir zaman kar-beyaz olmayan çocuklar... filtreleme oldukça maliyetli olduğundan akşam üzeri kapanıyor filtreler, akşamın karanlığında "öldüren bulutlar" çıkıyor yamaçlara dayanan evlerin üzerine... ağaçların renkleri bile farklı... akşamları dönerken kent'ime, akşamları onlar kalırken kasabalarında...yaşatmaya çalıştığım tüm gerçekliğim, dışımdaki gerçekliğin ağır duvarına çarpıyor her gün... hiç bir anlam bulamıyorum soluk alış verişin içinde...bedeniyle ruhunu karıştırmışlar gibi engebeliyim içimde... dışımdaki gerçekliği görmezden gelir de unutursam, "birşeyler"e ulaşabileceğim, biliyorum, sarı ve mavi renkli hayaller kurabileceğim ama, yalan olacak.








