Cuma, Şubat 17, 2006

ırak,

şehrime geldiler, sokağımıza, bomba ve kurşun sesleri ile, çığlıklar aynı ağızlardan havalanıyordu, aynı yüreklerden, çocuktum, korku ve çığlık uyutmuyordu, şarkılara bile sığınamadı ülkem,
yaralandık, korktuk,
kulaklarımı tüm o çocuk gücümle bastırırdım, ama duyardım, ayak seslerini, öldürücülerini,
kapılarımızı işaretledikleri gece bütün babaları götürdüler,
benim babamı da götürdüler,
gözleri kapatıp hareketsiz kalma oyununu oynardık, ne olduğunu bilmeden
şimdi,
şimdi biliyorum























Perşembe, Şubat 16, 2006

Abu Ghraib abuse


kan'a ve zulüm'e dayandı, servet... bin yıllardır...





ExxonMobil'in 2005 yılı karı 36.000.000.000 $. (Eğer bir ülke olsaydı, dünya sıralamasında 90. en zengin ülke sıralamasına girmekte ve bu kar bir önceki yıla göre %42 daha fazla.)








Chevron ise 126 yıllık şirket tarihindeki en yüksek karına ulaşmış durumda: 27.400.000.000 $.

Bunlar sadece iki örnek...

peki ya oradakiler?

'güç'ü bir insan'ın üzerinde deneyerek elde ettiklerini düşünenler? ,

'o an' ne hissederler;

'sonra' ne hissederler?


Veriler Matthew Wheeland'in "Raking in Profits at the World's Expense" makalesinden alınmıştır. http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&aid=13034

Çarşamba, Şubat 15, 2006

Salı, Şubat 14, 2006

6.Vadi - Hayret

ya yitirir gerçeğini, edindiği sanısıyla,



kurguladığına, algıladığına yenik düşer,

yaratanı da yaratılanı da görmezden gelir,
boyutsuzlandırır,

ne renkler ayırt edilir, ne doğuşun, filizlenişin yüceliği,

Pazartesi, Şubat 13, 2006

5.Vadi - Vahdet

ya kibiriyle uçar, öteler aynı yoldakini,



"tek olma" hayalindedir de,

yanaşmaz,
bilmez, "ben"in olmadığını,

yetinmez,
doymaz,

Pazar, Şubat 12, 2006

4.Vadi - İstiğna

ya göremeyip gerçeğini, yetinmez, düşer sanrıya,



beden beden dolanır, tanınmayan ruhlara dokunmak üzere,
açılmaz kapısı

yüz de unutulur,
göz de-bakmamıştır ki
ses de-duymamıştır ki

Cumartesi, Şubat 11, 2006

3.Vadi - Marifet

ya değersizleştirir ellerini,



ayırır kendini ellerinden çıkanla,

karşılık almak öne gelir,

uzaklaşır dokunuşuna

Cuma, Şubat 10, 2006

2.Vadi - Ask


ya kendini bir yansımaya koşturur, akıtır gönlünü,

maskelenir beden,
olan'ın dışında dolanır "söz",

Perşembe, Şubat 09, 2006

1.Vadi - Istek

Ama, pek çoğu, ya yem isteği ile bir yerlere dalıp kaybolur,




dolanır peşi sıra,
edinmek üzere,
mülklenmek üzere,

“…çok daha, çok daha…”

sorguya kapatılır vücut, edinen korunur, çoklatılır… edinemeyeni gördüğünde yönlenmez, pay etmez yettiğince sunulanı,

Çarşamba, Şubat 08, 2006

the end




geceyi istedim,

sadece

anlıyor musun?




Ve işte, gece.

Salı, Şubat 07, 2006

jekyll




her zaman istediğime nasıl ulaşabildiğimi keşfettiğim andan itibaren...

kaçınılmaz oldu...

bir yara gibi, bir bıçak olmak...





It was inevitable from the moment...
I found how to achieve what I'd always wanted;

to be the knife as well as the wound.

Pazartesi, Şubat 06, 2006

hyde


kuramadığın,
ulaşamadığın,
özgürleştiremediğin,
hayatını heba ettiğin sürece

benim var olacağımı biliyor olmalısın,


debelen gülünçlüğünle

Pazar, Şubat 05, 2006

jekyll


"He is merely the cave in which I shelter"


içimin iki'ye ayrılışını seyrediyorum,
biri daha var,

ayrı

diğerinin karşısında,

göz kapandığında hangisinin ortaya çıkacağını bilememek,



her uyandığımda eksiliyorum, akıyor içim yere

Cumartesi, Şubat 04, 2006

hyde




çıkmamı engellemeye çalışıyorsun, öyle mi?

hangi 'yüz'ü istersin, bu gece?

aynaya baktığında. . .


Cuma, Şubat 03, 2006

jekyll



sözcükler öldü

yerlere düştüler,

basıyorum,

ayaklarım kanıyor

Perşembe, Şubat 02, 2006

hyde


gecenin karanlığında açar biri
parmaklarını indirip kaldırır,

davetkar,

yüzünü çamurlamıştır tanrı, dizler kırılır-gerilir, eller yordamını bulur, gezinir, yontulamayan yüzlerin altları tutulur, soyunmak ve girmek üzere

bırakılıp atıldığında, bir sonrakine,


köşelere geçen yüzünden gelen eller saldırır ellere, yakarır bir dokunuşa, bir bir daha, biraz daha, kaçınır eller, yamaçlara koşturanların arkasında, berisinde


sırada kim var?

Çarşamba, Şubat 01, 2006

jekyll



...
iki gün sonra kolundaki morlukları fark etti.

Pazartesi, Ocak 30, 2006

Pazar, Ocak 29, 2006

kıyı'da

bakakalmak/
geçipgitmesineizinvermek/
erişememek/
kökleşmek/
uzanmakamadokunamamak/
tekliğisürdürmek

kıyı'da kalıvermek

Cumartesi, Ocak 28, 2006

Cuma, Ocak 27, 2006

Perşembe, Ocak 26, 2006

Çarşamba, Ocak 25, 2006

Salı, Ocak 24, 2006

ırak



nerden bilebilir kim olduğunu? nereden geldiğini? neden geldiğini? orada ne aradığını? uzattığı elinin parmağıyla kaç kere tetiğe bastığını? elini neden uzattığını?


sahi,

bir el neden uzanır?

Pazartesi, Ocak 23, 2006

bulunmak



..
annemle babam yemeği hazırlarken evin içinde saklanırdım
seslenirler meraklanırlardı
olmadık yerlere bakarlardı
bilirlerdi aslında nerede olduğumu
bulurlardı nihayet sofraya oturturlar beni nerelerde aradıklarını tekrar tekrar anlatırlardı
....
onlar gittikten sonra da devam ettim bu oyuna, ama kimse bulmadı beni
şimdi bulunmayı umut etmiyorum artık

anımsamaya vakit bulabildiğim zamanlarda / belleğimin kuyusundan sadece bunlar çıkabiliyor

Pazar, Ocak 22, 2006

iyi uykular küçük prens


"Evet!" dedi.

"Tam istediğim gibi oldu işte. Sizce bu koyun çok ot ister mi?"

"Niye sordun?"



"Çünkü yaşadığım yerde her şey öyle küçük ki..."
"Canım artık bir koyun için biraz ot bulunur herhalde.
Hem sana çizdiğim koyun çok küçük zaten."

Resme bakarak boynunu büktü.

"Bana pek küçük gibi gelmedi. Hey! Bak sen şuna, uyudu."

İşte küçük prensle ilk tanışmam böyle oldu.

1 yıl oldu





"kusura bakmayın, bir yanlışlık oldu...

hem O da kaçmasaydı"