Perşembe, Kasım 22, 2007

aylardır boğazımda, o düğüm...

yitip gitmekti, yitmeye dairdi, son yazılar...

yittim ve de gittim...
"pencerenin kenarından görülebilen bir ağaç dalının üzerindeki gün aydınlığı bile, yaşamanın güzelliğini, yaşıyor olmanın yüceliğini vurup duruyor yüzüme"
bir dünyanın bir başka yerindeki bir kıymığın ele battığındaki acıyı bile paylaşma isteği değil artık bu... süreklilendirmek... gerek yok artık buna... vicdan' saf'laşmanın önüne geçip orda yer ediyor,
nice yüce seslendiricilere, vuruculara, görüntüleyicilere rağmen ve hatta din'lere rağmen
sürüyor işte
tanık olmaktan çıkıp, gidişlere çözüm veren olamadıktan sonra, sürekli tanıklığın anlamı yok ki...
"yaşam, görebilinen kıyı köşelerinden göz kırpıp dururken...."

Çarşamba, Kasım 21, 2007

sukurov

kadın erkeğini buldu
kasıklarını dağlatabildiği sürece orada kaldı
-modern kadın ise güç savaşımına girdi, "aynıyız, eşitiz... safsata..." anlamsızdı bu-

ne zaman ki döşüne gireni tutamayacağını anladı... kadın döş'ünden çıkana tapındı,
kadın kendi erkeğini çıkardığında döşünden, döşüne dolanandan eksiklendiyse, güç bildi, erk bildi çıkardığını...

rakip bildi döşünden çıkardığının döşleyeceği yeri.... o yeri kendisinin bulmasını gelenekleştirdi... gücünden az olanı yeğledi, yeğlettirdi...
kazanırdı bu savaşı... aksine ise itirazlandı... döşünden uzaklaşana, döşünden çıkardığını da ekleyemezdi...

kadın kendi kadınını çıkardığında döşünden, itirazlandı.... kendine benzeyene nefretlendi... kendine güçsüzlüğü ile bezettiğinde kendine acınasılığını ona yansıttı.... ya da acınasılığını kendi yüzüne aynalıyordu.... kendinden güzellendiğinde ise kıskandı için için...

erkek kadınını bulmadı, hiç bir zaman
erkek hep dölünü bıraktığında oradan kalkıp gitmek istedi.
-modern erkek ise orda kalma zorunluluğunu hissederek kalma nedenlerini güçlendirdi... anlamsızdı bu-, döllendirdiği hep orda kalmak isterken ve döşünden çıkardıklarına güvencelik isterken... kendisi, kendisini aradı döşlediklerinde...


ah sukurov, ahhhh!


güç... idiyse... takiplendirdi... gücünü yitirttirdiyse dışlandırdı....
hele de güçten kesiliverdiğinde... kendi ellerini oğlunda gördü... uzaklaştırdı kendini...
oğul anasıylaydı... gücünü kendine ispatlamaya çalışan baba döşlemeye gittiğinde, oğul nefretlendi... annesini korumaya adadı kendini... babası olmalıyken bu... düşüncesiyle...


erk, erkinin sürekliliğini aradı durdu,

kadın ise hep erki taradı, yanında kılmaya çabaladı, yitirdiğinde erk, erkini, başka erk'lere dolandı...


sukurov'un filminde, oğul'un annesini kollarında taşıyışı, başını okşayışı, diğer filminde baba'nın oğluna sarılışı, oğul'un babası'nı koklayışı....




. . .